Archive for Mayıs, 2006

Karadelikler

Astronomi, Evren ve Dünya

karadelik.jpgBilim adamlarının, 12 Aralık 1970 tarihinde Kenya kıyılarından ilk X-ışın uydusu “Uhuru” yu uzaya fırlatmaları ile, astronominin uğraşı alanı daha da genişledi. Uydu, kısa bir zaman içinde düzinelerce X-ışın kaynağı bulmasına rağmen bu sayıyı ilk iki yıl içinde 339 a çıkarttı. Bulunan bu kaynakların çoğunun şiddeti düzenli iken, az miktarda bulunan diğer X-ışın kaynaklarının şiddeti oldukça düzensiz idi.

Astronomlar yeni kaynakları anlamaya çalıştılar. Onlar için sorun, X-ışınlarının kaynağının ne olduğu idi! X-ışın gözlemlerinden elde edilen koordinatların optik yolla gözlenmesi ile çift yıldızların böyle bir elektromanyetik ışınıma neden olabileceği anlaşıldı. Bununla birlikte gözlemler çift yıldızlardan birinin oldukça sönük olduğunu gösteriyordu. Teorisyenler, X-ışınlarının açıklanabilir bir modelini kısa bir zamanda formülize edip, ortak bir tahminde birleştiler. Görünür yıldızın yüzeyindeki madde, görünmeyen bileşeninin etrafındaki bir yörüngeye çekiliyordu. Çekilen bu madde helozonik bir yol ile görünmeyen bileşenin üzerine ışık hızına yakın bir hızla düşerek, X ışın üretimine neden oluyordu. Devamını Oku »

Astronomi nedir?

Astronomi, Evren ve Dünya

Gökbilim
Astronomi (Yunanca: αστρονομία = άστρον + νόμος, astronomia = astron + nomos, “yıldızların kanunu”) yörüngesel cisimleri ve Dünya atmosferinin dışında gerçekleşen, yıldızlar, gezegenler, kuyrukluyıldızlar, kutup ışıkları, gökadalar ve kozmik fon radyasyonu gibi gözlemlenebilir tüm olay ve olguları inceleyen bilimdir. Evrenin doğuşu ve büyümesi, evrimi, gökcisimlerinin fiziksel ve kimyasal özellikleri konumlarının hesaplanması ile ilişkilidir. Astronomi gözlemleri salt astronomi ile ilişkili değildir, aynı zamanda genel görelilik kuramı gibi fizikte çok önemli bir yeri olan teorilerin ispatı için de bilgi sağlarlar. Gözlemsel astronomiye bir tamamlayıcı etken olarak teorik astrofizik de astronomik oluşumları açıklamaya çalışır.

Astronomi, en eski bilimsel metodolojilerden birine sahiptir. Antik Yunan’da oluşan astronomi metodolojisi, ileri gözlem yöntemlerinin ve araçlarının geliştirilmesinin erken dönemlerde gerçekleşmesini sağlamıştır .Tarihte amatörler, pek çok önemli astronomik keşfin altına imzalarını atmışlardır ve astronomi, günümüzde hala amatörlerin önemli roller oynayabileceği pek az bilimden biridir (özellikle geçici durumların gözlemlenmesinde).

Modern astronomi, astroloji ile karıştırılmamalıdır. Astroloji, insanların yaşamlarının ve karakterlerini gökcisimlerinin konumlarından etkilendiğini iddia eden bir inanç sistemidir. Her ne kadar her iki alan da aynı kökenden gelse de, ikisi birbirinden tamamen farklıdır. Astrologların aksine astronomlar bilimsel yöntemi kullanırlar.

Hayvanlar aleminde şaşırtan gözler

Hayvanlar Alemi

Her canlının bizim gibi gördüğünü zannetmek, düşünmeden verilmiş peşin bir hüküm olur. Fakat bizi yanıltan durumlar vardır. Zira bir sinek de, bir balık da bir kedi veya köpek de bizim gibi, kendine zararlı şeylerden korkar; faydalı şeylere yaklaşır.

kelebek.jpgKelebeğin Gözleri

Kelebeğin gözü de, tıpkı sineğin gözü gibi, binlerce gözün bir araya gelmesiyle oluşmuştur. Biyolojide bu çeşit gözlere “mürekkep gözler” denir. Sinek veya kelebeğin gözünü, yerinden çıkararak bir çocuğa bakarsak birtek yüz yerine binlerce yüz görürüz. Her yüzün üzerinde de ışık saçan bir güneş. Güneş gibi gördüğümüz şeyler, çocuğun, güneş altında parlayan saçlarıdır. Fakat bize bu şekilde görünen çocuk, kelebeğin beynine binlerce yüz şeklinde değil, üzerine konacak, yuvarlak, tek bir cisim halinde akseder. Çocuğun saçları da üzerine rahatlıkla konulabilecek, binlerce yaldızlı cisim şeklinde görünür. Devamını Oku »

Deniz kaplumbağaları

Sürüngenler

denzi kaplumbağsı.jpgDeniz kaplumbağaları büyük akciğerleri ile hava solunumu yapan bir sürüngendir. Vücutları kemik plaklardan meydana gelmiş bir dış iskelet ve bunun üzerini örten keratin pullarla kaplıdır. Soğukkanlı olan deniz kaplumbağalarının kuluçka süresi 30 gün kadardır. Nisbeten sert kabuklu sayılabilecek yumurtadan çıkan yavruların boyları 5 cm. kadar olabilir. Deniz kaplumbağalarını karadakilerden ayıran en mühim Özelliklerden biri ayaklarının suda yüzmeye elverişli bir tarzda yaratılmış olmasıdır. Yüzgeç şeklindeki ayakları ile denizde çok usta bir şekilde yüzen bu kaplumbağalar karada çok acemice hareket ederler. Zaten karaya çıkmalarına da gerek yoktur. Sadece üreme zamanı dişiler yumurtlamak için sahillerdeki kumsallara çıkarlar. Erkekler ise katiyen karaya çıkmazlar.

Yuva yapmak için yer arayan dişi iyi bi Devamını Oku »

Ağaçkakanlar

Kuşlar

agackakan.jpgAğaçkakanların gagaları ve kafatası kemiklerinin çok sert darbelere karşı koyabilme kabiliyetine sahip oldukları araştırmalar neticesinde ortaya çıkarılmıştır. Asrımızdaki süspansiyon teknolojisinin çok üstünde bir şok absorbe edici (darbe emici) sisteme sahip olarak yaratıldıkları anlaşılmıştır.

Bir ağaçkakan, yuvasının deliğini kazmak için, günde 5-6 saat bıkıp usanmadan gagasıyla oymacılık yapar durur. Çiftleşme mevsimi boyunca bildiği tek şarkıyı söylemek için ağaç gövdelerinde 500′e yakın delik açmasını ve muntazam bir şekilde bunları yontarak kendine yuva yapışını hiç hayalinizden geçirdiniz mi? Devamını Oku »

Denizlerin garip yaratıkları

İlginç, şaşırtıcı, gizemli Bilgiler

Denizlerin derinliklerinde yaşayan yaratıkları incelerken ilk akla gelen bu yaratıklardaki irilik, hız, acayiplik ve hayat için başvurdukları kurnazlıklardır.

Bu güçler ortaya konduğu zaman ise hemen balıkların hızlan akla gelir.

Hakikaten büyük denizlerin derin sularında yaşayan balıkların birçokları baş döndürücü hıza sahiptirler. Vücut yapıları, yolları üzerinde bir engelin olmayışı bu yaratıklara hızlarının yanısıra bir hareket emniyeti sağlamıştır. Devamını Oku »

Mimar kuşlar ve kuş yuvaları

Kuşlar

kuş yuvası.jpgBütün yuva yapan canlıların içinde, yüksek bir mimarî değerlere sahip yuva inşa eden kuşlar, biyologlar arasında bir hayli ilgi uyandırmıştır. Hatta bir Fransız atasözünde; insanların kuş yuvaları haricinde her şeyi yapabileceği sözü edilir.

Kuşlar, kayalık bir zemine sadece tükürükleriyle, adeta beton gibi yapıştırdıkları minicik zarif yuvalardan tutun da, dokumacı kuşların teşkil ettiği muazzam büyüklükteki toplu yuvalara kadar uzanan, en güzel tabii yapılan en mükemmel bir plân dahilinde inşa eden varlıklardır. Devamını Oku »

Şaşırtan gerçekler

İlginç, şaşırtıcı, gizemli Bilgiler

SARMAŞIK
Hektarlarca orman sahasını kuşatan dev sarmaşıklar, bunu kendilerine Kudreti Sonsuz’un verdiği, günde 30 cm. uzayabilme istidadına borçludurlar. Çiftçiler tarafından hayvan gıdası olarak kullanılan bu bitki, toprak kaybını ehemmiyetli derecede azaltır. Evlerimizde süs bitkisi olarak yetiştirdiğimiz sarmaşık, bunların bir başka çeşididir. Devamını Oku »

Balinalarda haberleşme

Su altı Canlıları

balina.jpgBalinaların insanı rahatsız edebilecek derecede, sireni andıran sesleri vardır. Bazen hep beraber koro halinde bu sesi çıkarırlar.

Belirli bir bölgede yaşayan balinalar aynı tonda ses çıkarırlar. İki ile sekiz arasındaki ses  dizileri aynı sırayı takip eden nakaratlar halinde tekrar geriye alınmaktadır. Dişilerin dikkatini çekmek için erkekler tarafından çıkarılan bu nağmelerin çoğu altı dakika kadar olduğu gibi bazen saatlerce de sürebilmektedir. Bu sesi çıkarmak için balinaların hepsi 50 m. derinliğe dalmakta ve aynı vaziyeti almaktadırlar. Bu durumda baş aşağıda, göğüs kabarık ve vücut soru işaretini andırmaktadır. Çubuklu balinalar üç yaşındaki bir çocuğun kullanabileceği kadar kelimeye sahiptirler. Balinaların sesi birkaç km. uzaktan duyulabilmektedir. Devamını Oku »

Balıklar nasıl görür?

Su altı Canlıları

balık1.jpgBalıklar denizden dışarıyı ve uzağı daha iyi görebilir. Çünkü bizleri ayna gibi gösteren suda yaşarlar. Bu balığın durumu, güneşli bir günde karanlık bir odanın penceresinden dışarı bakan bir kimsenin durumu gibidir. Dışarıdan içerisi karanlık gibi görünürken, içeriden bakıldığında dışarıdaki herşey olduğu gibi görülür. Su sathı ise tıpkı bir mercek vazifesi yapar.

Satha 10° den yüksek bir açıyla düşen bütün ışınlar, suyun içinde, eğim arttıkça geliş doğrultusundan sapan bir açı ile kırılırlar. Yine su sathına 160°’lik açıyla gelen ışınlar ise su altında 97°’lik bir koni oluşturur. Daha düşük açıyla ulaşanlarsa “geliş açısı yansıma açısına eşittir” prensibiyle yansır. Devamını Oku »

« Önceki Sayfa - Sonraki Sayfa »