Edebiyatımızda noktalama işaretini, ilk kez Şinasi ‘Şair Evlenmesi’nde kullanmıştır.
Edebiyatımızda ilk çeviri roman, Kamil Paşa’nın yaptığı Telemak’tır.
Edebiyatımızda ilk roman,Taaşşuk-u Talat-ı Fitnat’tır.
Edebiyatımızda ilk köy romanı,Nabizade Nazım’ın “Karabibik”adlı eseridir.
Edebiyatımızdaki ilk realist romancı Recaizade Mahmut Ekrem’dir. Devamını Oku »
Archive for Kasım, 2008
En fazla yağış alan ilimiz Rize’dir.
En büyük adamiz Gökçeada’dir.(Çanakkale)
Türkiye’de feribot ile taşımacılık yapılan tek göl Van Gölü’dür. Devamını Oku »
İlk hava şehidimiz Fethi Bey’dir.
İlk Türk uçağı Mavi Işık’tır(Kayseri/1979)
Dünyanın ilk ve tek cellat mezarı İstanbul Eyüp’te yer alır. Devamını Oku »
Bir varmış, bir yokmuş… Bir keçi ile yedi tane yavrusu varmış. Her gün otlamaya giden keçi, memelerini sütle doldurduktan sonra kulübeye dönermiş.
Oğlaklar da annelerinin memelerini büyük bir iştahla emermiş.
Keçi evden çıkarken; Güzel yavrularım! dermiş. Benden başka hiç kimseye sakın kapıyı açmayın! O civarda yaşayan kötü bir kurt varmış, Oğlakları yemek istiyormuş. Devamını Oku »
Ormanın en kederli, en üzüntülü kuşudur baykuş. Her zaman acılı bir ifade vardır yüzünde. Bu somurtkan kuş, hiç bir zaman neşe nedir bilmez, oyun oynamaz, şarkı söylemezmiş.
Bir gün neşe içinde şarkı söyleyen güvercin, bir dalın üstündeki kederli baykuşu görüp sormuş; “Neden hep böyle üzüntülüsün baykuş kardeş? Bu güzel bahar gününün coşkusunu, neşesini hissetmiyor ve hiç sevinmiyorsun, Seni üzen şeyi, doğrusu çok merak ediyorum.” Devamını Oku »
Bir varmış bir yokmuş… Allah’ın kulu çokmuş. Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, cinler cirit oynarken eski hamam içinde, yemyeşil bir ülkenin mutlu bir kralı varmış. Kral bu mutluluğunu, çok sevdiği kraliçeye ve dört çocuğuna borçluymuş Devamını Oku »
Bir zamanlar, yemyeşil sahilleri ve yüzlerce çeşit balığı olan güzel bir göl varmış. Gel zaman git zaman, gölün yeşil sahilleri kurumaya, suyu da gittikçe azalmaya başlamış. Başta balıklar olmak üzere, gölde yaşayan bütün hayvanlar endişelenmeye başlamışlar. Devamını Oku »
Bir varmış bir yokmuş… Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, develer tellal iken, pireler berber iken, ben annemin beşiğini tıngır mıngır sallar iken, bir karga varmış. Bu karga çok yaramaz, hiç yerinde duramazmış. Daldan dala uçar, sonra da çok sevdiği yaban güllerine konarmış. Yine bir gün bir gül ağacına konmuş. Güller o kadar güzel kokuyormuş ki, karganın aklı başından gitmiş. Bilemeden bir dikenin üstüne basmış. Devamını Oku »
MÖ 4241
Olayların hassas olarak tarihlenebildiği ilk yıl. Bu, Mısırlıların takvimi yapmalarıyla mümkün oldu.
MÖ 3200 civarı
Mezopotamyalı Sümerler yazıyı kullanan ve tekerleğin resmini çizen ilk halk oldu.
MÖ 3000 civarı
Babilliler ilk toplama makinesi olan abaküsü icat etti. Devamını Oku »
Yazı (M.Ö. 3500): Tarih kitaplarımızda yazının Sümerler tarafından bulunduğu yazar. Daha yenilikçi yaklaşımlar ise yazının aynı dönemde Mısır uygarlığı tarafından bulunduğunu, yani yazının dünyadaki iki farklı uygarlığın aynı zamanda bulduğu bir şey olduğunu söylüyor. Yazının bulunması, insanlık tarihinde bilgi adına atılmış ilk adımdır. Devamını Oku »