Kendini yemek olarak feda eden anne
Hem karada hem de suda yaşayabilen Boulengerula taitanus sürüngen türünün dişileri yavrularını kendi derisiyle besliyor.
‘Nature’ dergisinin son sayısında yayımlanan araştırmaya göre, Boulengerula taitanus adı verilen tropikal etobur sürüngenin dişileri, yetişkinliğe erene kadar yavrularına kendi derilerini ikram ediyor. Devamını Oku »
Toprak solucanları, toprak içinde açtıkları galerilerde yaşıyor ve galerilerinin bulunduğu toprak katmanına göre Epijeik, Endojeik ve Anesik olmak üzere üç gruba ayrılıyorlar. “Epijeik” türler yüzeye yakın yaşıyor ve buradaki organik maddelerle besleniyor. Mineral toprak katmanında (üstten 20 cm.) yaşayan türlere ise “Endojeik” türler deniyor. Bu türler toprağa işlemiş organik madde ile besleniyor ve toprağın havalanmasında çok etkili olmuyorlar. “Anesik” türler ise derin galeri açan türler. Bunlar da gene yüzey organik maddeleriyle besleniyor. Genellikle büyük türler Anesik, küçük türler Endojeik ve Epijeik oluyor. Epijeik türler yaygın olarak, düşen yaprakların örtü oluşturduğu ormanlarda ve ağaçlık bölgelerde bulunuyor. Anesik ve Endojeik türler ise, ormanlık bölgelerden çok, tarımsal alanlarda ve çayırlarda daha yaygınlar.
Toprağın verimliliği ve bitki üretimi üzerinde önemli etkiye sahip olan toprak solucanları ekolojik tarımın en önemli unsurlarından biri. Beslenmeleri ve galeri açma faaliyetleri yoluyla toprağın dengesini olumlu yönde geliştirebilen, su infiltrasyonunu (su geçirgenliği) artırabilen, yüzeye uygulanan organik madde, kireç ve gübrelerin toprakla karışımını hızlandırabilen toprak solucanları, porositeyi (gözeneklilik) de artırabiliyor. Bunun yanı sıra bitki kök gelişimini desteklerken, kök hastalıklarının oranını da önemli ölçüde düşürüyorlar. Toprak solucanları bu faaliyetleriyle yıllık üretim miktarını ve özellikle tahıl üretiminde kaliteyi artırıcı bir etki yapıyor.
Kırmızı yanaklı su kaplumbağası ya da Singapur kaplumbağası (Trachemys scripta elegans) Emydidae familyasına ait, ve ev hayvanı olarak dünyanın dört bir yanına yayılmış olan bir kaplumbağa türüdür.
Deniz kaplumbağaları büyük akciğerleri ile hava solunumu yapan bir sürüngendir. Vücutları kemik plaklardan meydana gelmiş bir dış iskelet ve bunun üzerini örten keratin pullarla kaplıdır. Soğukkanlı olan deniz kaplumbağalarının kuluçka süresi 30 gün kadardır. Nisbeten sert kabuklu sayılabilecek yumurtadan çıkan yavruların boyları 5 cm. kadar olabilir. Deniz kaplumbağalarını karadakilerden ayıran en mühim Özelliklerden biri ayaklarının suda yüzmeye elverişli bir tarzda yaratılmış olmasıdır. Yüzgeç şeklindeki ayakları ile denizde çok usta bir şekilde yüzen bu kaplumbağalar karada çok acemice hareket ederler. Zaten karaya çıkmalarına da gerek yoktur. Sadece üreme zamanı dişiler yumurtlamak için sahillerdeki kumsallara çıkarlar. Erkekler ise katiyen karaya çıkmazlar.
Kaplumbağalar, omurgalı (Verabralı) hayvanlardır. Hayvanlar aleminde; Sürüngenler sınıfında yer alırlar. Genellikle kaplumbağalar yavaş hareket ettikleri ve sırtlarındaki kabuklarından dolayı, zaman zaman hikaye ve fıkralara konu olmuşlardır. Fakat tam tersine kaplumbağalar bilindiğinin aksine çok yavaş değil, oldukça hızlı hareket eden hayvanlardır.
Bukalemunlar bulunduğu ortama göre renk değiştirirler. Zira bukalemun öylesine üstün bir kamuflaj yeteneğine sahiptir ki, bu işi yapmaktaki çabukluğu ile insanı hayrete düşürür. Diğer pek çok sürüngen de renk değiştirme yeteneğine sahip olduğu halde hiçbiri bunu bukalemun kadar hızlı yapamaz.
Yılanların hareketleri birçok açıdan mükemmeldir. Yılanlar, her birinde bir çift kaburga ve düzinelerce kas olan 400 omura sahip olabilirler. Vücutlarını her iki tarafa da 25 derece aşağı ve 14 derece yukarı olmak üzere eğebilirler. Yılanlar otların üstünde kayarken, ağaçta, kaldırımda, kumda, çölde ve daha bir çok yerde hareket ederken yarım düzine teknik kullanırlar. Kavurucu sıcaklıktaki bir zeminde bile kolaylıkla ilerleyebilirler.
Suda yürüyen kertenkele saniyede 20 adım atarak suyun üstünde çılgınca koşar. Ayakları suya değdiği anda, her bir parmak iyice kasılarak ayağın yüzey alanının artmasını ve suyu kolayca itmesini sağlar. Böylelikle ayaklar, vücudun ağırlığını rahatlıkla dengelerler. Kertenkelenin ayakları suyu ittiğinde, bir hava baloncuğu oluşturarak fazladan destek sağlar ve diğer ayağın dönüşünü tamamlayıp suya değmesi için zaman kazandırır.